Bugünün gençliği, önceki nesillerin hiç tanımadığı bir risk haritasıyla büyüyor. Okul saldırganlığı artık yalnızca fiziksel bir tehdit değil. İnternet ortamında yayılan incel kültürü gibi çevrimiçi radikalleşme akımları, öfkeli ve yalnızlaşmış gençleri saldırganlığa doğru itebiliyor. Akran şiddeti de okul bahçesinden dijital ortama taşınıyor, sosyal medya üzerinden süren dışlama ve zorbalık, öğrencinin okuldan eve döndüğünde bile bitmiyor.
Dijital dünya aynı zamanda kimlik gelişimini de doğrudan etkiliyor. Sosyal medyanın kurduğu karşılaştırma ve onay arayışı, gencin kendi değerleriyle barışık bir kimlik inşa etmesini zorlaştırıyor. Değerlerine bağlı yaşamaya çalışan gençler, çevrimiçi ortamda alay, dışlanma veya görünmez kılınma şeklinde bir baskıyla karşılaşabiliyor. Bu, özellikle inancını görünür şekilde yaşamak isteyen gençler için ayrı bir yük haline geliyor.
Ergenlik döneminde zaten var olan dini sorgulama süreci, bugün deizm ve ateizmin gençler arasında görünürlüğünün artmasıyla birlikte daha erken yaşta ve daha yoğun şekilde yaşanıyor. Bir yandan da bazı gençler, kendi inandıkları değerlerle özgüvenli bir Müslüman kimliği kuramadan, çevresine karşı savunmacı veya belirsiz bir tutum geliştiriyor. Bir başka hassas alan da kimlik arayışı sürecinde yaşanan cinsel kimlik sorgulamaları. Bu süreçte veli ve öğretmenin güveni koruyarak, doğru ve sağlıklı bir iletişim kurabilmesi büyük önem taşıyor.